Konya
09 Mart 2024
Tarih boyunca, Somali ve Afrika
Boynuzu bölgesinde çeşitli sultanlık ve krallık sistemleri egemen olmuştur. Bu
yönetim yapıları genellikle Müslüman sultanlar tarafından yönetilmiştir, bu da
zaman zaman Hristiyan Etiyopyalılar ve zamanında Batı'nın en güçlü
devletleriyle mücadele içine girmişlerdir. Bu devletlerden bazıları Ifât
Sultanlığı, Dawaro Sultanlığı, Arabini Sultanlığı, Hayda Sultanlığı, Bali
Sultanlığı, Adal Sultanlığı ve burada incelenen Ajuran Sultanlığı'dır.
Ajuran Krallığı, Orta Çağ'da
Somali'yi yöneten bir Somali Sultanlığı olarak bilinir. Egemenlikleri Etiyopya
ve Kenya bölgelerine de yayılmıştır. Tarihçiler, Ajuran Krallığı'nın Güney
Afrika'da bulunan Mozambik'teki "Sofala" bölgesine kadar ulaştığını
kaydetmektedirler. Ayrıca, Ajuran Krallığı'nın Maldivler'de bir monarşi kurduğu
belirtilmektedir. Tarihçilerin araştırmalarına göre, Ajuran Krallığı, Afrika
ile Çin arasında ilk diplomatik ilişkileri kuran ve aynı zamanda Asya ve Avrupa
ülkeleriyle ticaret yapan ilk devlettir. Tarihçilerin analizine göre, güçlü bir
askeri donanıma sahip olan Ajuran Krallığı, özellikle Portekizlilere ve
Etiyopyalılara karşı Somali'de en büyük güç olarak bilinmektedir. Ayrıca, bu
dönemde Somali halkının otoritesini ellerinden alan kapsamlı bir yönetim
sistemi başlatmıştır.
Ajuraan İmparatorluğu'nun
Oluşumu: Kökenleri ve Başlangıç Süreci
Ajuran Sultanlığı,
"Ajuran" olarak bilinen Kral Şeyh Muhammed Alam Balad tarafından
kurulmuştur. Sultanlığın bayrağının renkleri mor ve mavi olarak bilinmektedir.
Ajuraan Sultanlığı'nın hüküm
sürdüğü dönemde, Merca, Barawa, Kismayo ve Brava gibi çeşitli Somali şehirleri
ve bölgeleri sultanlığın egemenliği altına alınmıştır. Bu şehirler, sultanlık
içinde yönetim, ticaret ve kültürel alışverişin önemli merkezleri olarak hizmet
etmiştir. Bazı tarihçiler, Somali'nin orta bölgelerinde bulunan Mareeg'in
Ajuraan Sultanlığı için alternatif veya ikincil bir başkent olarak hizmet
ettiğini iddia etmektedirler. Mogadişu'nun yaygın bir şekilde başkent olarak
kabul edilmesine rağmen, Mareeg, imparatorluğun yönetimi ve idaresinde
özellikle belirli dönemlerde önemli bir rol oynamıştır. Mareeg'in stratejik
konumu ve ekonomik önemi, onu Ajuraan Sultanlığı içinde ticaret, kültür ve
siyasi faaliyetler için kritik bir merkez haline getirmiştir. Ancak, Mareeg'in
başkent olarak kesin rolü ve statüsü hakkındaki tartışmalar ve yorumlar
akademik bir konudur.
Ajuraan Sultanlığı, Somali
bölgesi ve Afrika'nın Boynuzu'nda tam anlamıyla hakimiyet kurmasa da, ondan
önce Mogadişu Sultanlığı gelmekteydi. Mogadişu Sultanlığı, sadece Mogadişu ve
çevresini kapsayan sınırlı bir alana hükmediyordu ve Ajuraan Sultanlığı'na
bağlıydı. Bu sultanlık, Ajuraan Sultanlığı'ndan gelen aile üyeleri tarafından
kurulmuştur. Somali'de genişleyen Sultanlık, aynı aileden gelen Mogadişu
Sultanlığı'nın da genişlemesine öncülük etmiştir.
Mogadişu Sultanlığı, önemli bir
ticari merkez haline geldikten sonra, kendi ticari menfaatleri açısından mühim
olarak değerlendirdiği Doğu Afrika sahilindeki bazı şehirleri savaş yapmadan
ele geçirmişti. On dördüncü yüzyıl başlarında, Mogadişu Sultanlığı Marka,
Barawa ve bugün Mozambik sınırları içinde yer alan ve en çok altın gelirine
sahip Sufala şehirlerine hükmeden güçlü bir ülke haline gelmişti. On beşinci
yüzyıl sonunda, Hindistan’dan dönen Amiral Vasco de Gama önderliğindeki
Portekiz deniz filosu Umman, Yemen ve Doğu Afrika Müslüman sahil kentlerinden
farklı bir olarak Mogadişu’ya barışçıl şekilde girmeyi başaramayınca şehri top
ateşine tuttu. Daha önce bütün Doğu Afrika sahil şehirlerini işgal eden
Portekizliler, Somalililer’in bu başarılı mukavemeti sayesinde Mogadişu’yu
işgal edemediler. Vasco de Gama Mogadişu hakkında “çok katlı beyaz evleri olan,
büyük bir şehir olduğunu” yazdı.
Mogadişu Sultanlığı'nın adı, idari sistemde meydana gelen önemli
bir değişiklik sonrasında değiştirilmiştir. Vergi sisteminin uygulanmasıyla
birlikte, Ajuraan Sultanlığı ilk kez Ajuraan adını almıştır. Siyasi açıdan
değerlendirildiğinde, Ajuraan Sultanlığı'nın Mogadişu Sultanlığı'ndan daha
etkili olduğu görülmektedir. 13. Yüzyılda Mogadişu'yu
ziyaret eden Faslı denizci İbn Battuta, şehrin tam teşekküllü bir sultanlık
yönetimi altında olduğunu ifade etmiş ve şehrin Ajuraan Sultanlık ailesinden
gelen İmam Ebu Bekir İbn Ömer tarafından idare edildiğini belirtmiştir. İbn
Battuta, şehri zengin, geniş boyutlu, güzel binaları ve misafirperverliği ile
tanımlamıştır.
Ajuraan Sultanlığının İktidarı Süresi
Ajuraan Sultanlığı, "The Shaping of Somali Society" gibi
tarih kitaplarına göre 10. yüzyılda başladı ve başlangıçta Mogadişu Sultanlığı
olarak adlandırıldı. Ancak 13. yüzyılda güçlenerek Ajuraan Sultanlığı adını
aldı.
Ajuraan Sultanlığı'nın var olduğu dönem genellikle "Orta
Çağ" olarak anılmakta olup, dünyanın diğer bölgelerinde de çeşitli
krallıklar mevcuttu. Avrupa'nın hükümdarı olan Portekiz İmparatorluğu ve
sınırları Türkiye'nin dışına kadar uzanan otoritesiyle Osmanlı İmparatorluğu,
Ajuraan Sultanlığı ile olan ittifakı da bu dönemde kayda değerdir. Ajuraan
Sultanlığı'nın varlığı döneminde, Çin'de de ayrıca bir krallık bulunmaktaydı.
Ajuraan Sultanlığı'nın Önemli Noktaları
Ajuraan Sultanlığı, İslam'ın yayılmasında ve savunusunda önemli bir
rol oynamasıyla hatırlanır. Sultanlık döneminde Marka bölgesinde doğan Şeyh
Hüseyin gibi alimler, şu anda Bali olarak bilinen Sidamo bölgesinde yaşayan
Oromo halkını İslam'a dönüştürmeleriyle tanınır. Tarih kitapları ve diğer
yazılı kaynaklar, Şeyh Hüseyin'in kabrinin şu anda Etiyopya'nın Oromo
bölgesinde bulunduğunu belirtmektedir. Ayrıca, Ajuran Sultanlığı, Mogadişu ve
Barawe'ye yönelik Portekiz kolonicilerinin istilasına karşı Somali ülkesini ve
hüküm sürdüğü tüm Somali bölgelerini koruma rolüyle bilinir. Portekizliler ile
Ajuran Sultanlığı arasında iki önemli savaş gerçekleşmiştir.
Ajuran Sultanlığı ile Portekiz Krallığı arasındaki savaşlar 16.
yüzyılda gerçekleşmiştir. Portekizliler, ilk olarak Ajuran Sultanlığı'nın
merkezlerinden biri olan Barawe şehrini pusuya düşürmüş, geçici olarak bölgeyi
işgal etmiştir. Ancak, krallık ordusunu düzenleyerek ve denizci olan Portekiz
komutanı Tristão da Cunha'nın ordusunu bertaraf ederek, bölgeyi geri almıştır.
Ajuran Sultanlığı 17. yüzyılda Oromo halkıyla Toprak üzerinde
temellendirilen bir savaşa girişti. Ajuran Sultanlığı ile Oromo arasındaki bu
çatışma genellikle "Oromo istilası" veya "Oromo
genişlemesi" olarak adlandırılır. Tarihçi Randall L. Pouwels, Doğu
Afrika'da Kültürel Değişim adlı eserinde (Cultural Change in East Africa),
Ajuran İmparatorluğu döneminde birçok kişinin Müslüman olduğunu ve özellikle
Afrika Boynuzu'nda yaşayan etnik gruplar arasında bu dinin benimsendiğini
belirtmiştir.
Ajuran Sultanlığı, özellikle Shebeelle ve Jubba nehirlerinin su
kaynaklarını geliştirmeye odaklanan bir sistem kurmuştur. Bu, iki nehir
arasında yaşayan Somali halkına büyük fayda sağlamıştır.
Askeri ve Ekonomik Güç
Ajuran Sultanlığı, Sultanın
yönetimi altında, güçlü bir orduya sahipti. Ayrıca, bazı bölgesel valilerin
komutasında olan bir ordu da bulunmaktaydı. Sultanlık, sultanlığa bağlılığı
olan ve "Mamluk" olarak adlandırılan Somali dışından gelen kişileri
işe alırdı; bu bireyler, nehirler boyunca ve kırsal bölgelerde savaşma
konusunda eğitilmişlerdi. Ajuran ordusu aynı zamanda Araplar ve Farslar gibi
etnik unsurları da içermekteydi. Sultanlık tarafından kullanılan silahlar
arasında geleneksel Somali silahları olan kılıçlar, mızraklar, yaylar ve oklar
gibi unsurlar bulunmaktaydı. Ayrıca, Osmanlı İmparatorluğu'ndan temin edilen
tüfekler ve askeri ittifaklardan elde edilen silahlar da mevcuttu. Sultanlık
kuvvetleri, askeri komutan olan ve "İmam" olarak adlandırılan
tarafından yönetilmekteydi.
Sultanlığın Liderleri ve Yönetim Yapıları
Ajuran Sultanlığı'nın liderleri
arasında, Ajuran Sultanlığı döneminde önemli idarecilerden olan İmam Abubakar
İbn Ömer, İmam Ömer ve İmam İsa gibi isimler bulunmaktadır. Bu kişiler,
sultanlığın yönetiminde etkili bir rol oynamışlardır. Sultanlık, yönetiminde
merkezi bir hukuk kurumu olan "Gareen Evi"ne sahip olmaları
nedeniyle, yetkili makamların temsilcileri olarak kabul edilmişlerdir.
Tarihçileri şaşırtan bir diğer husus ise, o dönemde sultanlığın kontrolü
altındaki bölgelerde yaşayan çeşitli kabileleri içeren bir konsey oluşturmuş
olmasıdır. Ajuran Sultanlığı tarihinde öne çıkan kişilerden biri, o dönemde
Afrika'dan Çin'e ilk elçi olarak gönderilen Said Muqdishawi'dir. Said
Muqdashawi'nin Çince Mandarin dilini akıcı bir şekilde konuşabildiği
bilinmektedir. Ayrıca, Ajuran Sultanlığı'nın kraliyet sistemini yaymakta önemli
bir rol oynayan Abdiaziz Muqdishawi'nin de adının anılması önemlidir.
Ajuran Sultanlığın
Gerilemesinin Sebepleri ve Çöküşü
1982 yılında Somali'nin ABD
büyükelçisi olarak görev yapmış olan Robert B. Oakley, Somali'nin tarihinde
yalnızca iki kez özgür ve etkili bir şekilde var olduğunu vurgulamıştır.
Bunlardan biri Ajuran Sultanlığı'nın hüküm sürdüğü dönem iken, diğeri ise Mohamed
Siad Barre tarafından yönetilen Devrimci Hükümet dönemidir.
Ajuran Sultanlığının çöküşü
birçok birbirine bağlı nedene dayanmaktadır. İlk olarak, Sultanlık liderliğini
elinde bulunduran üyeler arasında bir anlaşmazlık olduğu, Sultanlık ailesinin
büyüklerine göre. Ayrıca, Sultanlık içindeki çatışmanın, özellikle de Hiraab
topluluğu başta olmak üzere, onun altında yaşayan diğer Somali toplulukları
üzerinde bir etkisinin olduğu gerçeği vardı. Sultanlığın karşıtlıkla
karşılaşması veya bölünmesinin nedeni, uzun süreli yönetim ve Sultanlığın
altında yaşayan insanların bazı liderlerinin sıkı yönetiminden rahatsız
olmalarıdır. Sultanlık içindeki çatışmalar tırmandığında, yabancı ülkeler bu
durumu körüklemiş ve güçlü Ajuran Sultanlığının devrilmesini sağlamak için bu
durumdan yararlanmışlardır.
17. yüzyılın sonlarından
itibaren, Ajuran Sultanlığı'nın gücü azalmaya başladı ve sonuç olarak Somali
halkının tarihinde önemli bir yer tutan Ajuran Sultanlığı'nın varlığı sona
erdi.
Ajuran Sultanlığı Mirası ve
Somali'nin Tarihindeki Etkileri
Ajuran Sultanlığı'nın bıraktığı
miras, Müslüman Afrika'nın tarihî ve kültürel dokusunda önemli bir yer işgal
etmektedir. Bu sultanlık, Somali ve Afrika Boynuzu bölgesinde İslam'ın
yayılmasına ve kuvvetlenmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Ajuran Sultanlığı
döneminde, bölgede İslam'ın kültürel ve dini değerleri geniş bir kabul görmüş
ve bu, Somali toplumu üzerinde derin bir etki yaratmıştır. Ayrıca, sultanlık
döneminde gerçekleşen ticaret ve ekonomik faaliyetler, Müslüman Afrika'nın
refah düzeyine ve bölgesel ticaret ağlarının gelişimine önemli katkılarda
bulunmuştur. Ajuran Sultanlığı'nın mirası, günümüzde dahi Somali'nin İslamî
kimliği ve kültürel zenginliği üzerinde belirgin bir etkiye sahiptir.
Sultanlık, ekonomik açıdan uzak
diyarlarla olan ticaret ilişkileriyle bölgeye refah ve zenginlik getirmiştir.
Bu ticaret, şehirlerin gelişimine ivme kazandırmış ve İslam kültürünün bölgede
yayılmasını sağlamıştır. Ayrıca mimaride etkileyici taş yapılar bırakılmış
olup, özellikle Shangaani'deki anıt mezarlar ve camiler, Jibla'daki büyük taş
cami ve kale, Gondershe'deki tarihi camiler ve anıt mezarlar önemli örnekler
arasında yer almaktadır.
Sultanlığın siyasi ve kültürel
etkisi, komşu krallıklarla olan ilişkileri sayesinde bölgedeki İslam kültürünün
gelişmesine büyük katkılarda bulunmuştur. Ayrıca, dil ve edebiyat alanında
Somali dili ve edebiyatının gelişimine de önemli bir destek sunmuştur. Bu
miras, Somali'nin ve Doğu Afrika'nın tarihî ve kültürel kimliğinin ayrılmaz bir
parçasını oluşturmaktadır. İslam'ın yayılmasında ve bölgenin ekonomik
gelişiminde oynadığı rol, önemli bir tarihsel ve kültürel katkıdır. Bu mirasın
korunması ve gelecek nesillere aktarılması büyük bir önem arz etmektedir.
Mohamed Ali Said
https://www.idrakpost.com/d/344/afrika-boynuzu%E2%80%99nda-bir-islam-sultanligi-ajuran-sultanliginin-tarihi